Formistan Forumları  
Geri Git   Formistan Forumları > Hayat ve Eğlence > Garip Olaylar

- öLüme yakın deneyimLer . .

Garip Olaylar forumunda yer alan - öLüme yakın deneyimLer . . konusu , - öLüme yakın deneyimLer . . Yazan : Danny Penman Jeanette Atkinson oldugu ve cennetin kosesine gittigi zaman sasirtici bir bicimde rahatti, Yakin bir zamanda olmek istemiyorum, cunku halen daha ...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25-06-2011, 15:29   #1 (permalink)
 
-özqe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart - öLüme yakın deneyimLer . .



- öLüme yakın deneyimLer . .

Yazan : Danny Penman




Jeanette Atkinson oldugu ve cennetin kosesine gittigi zaman sasirtici bir bicimde rahatti,

Yakin bir zamanda olmek istemiyorum, cunku halen daha yapacak cok seyim var ama Olumden Korkmuyorum diyor.

“Insanlar olurken agri ve aci cektiklerini gorur ama bu olumle esit degildir. Ayni degildir. Olum Hayatin Devamidir..”

Jeanette, Eastbourne'lu a 43-yasinda eski hemsirelik ogrencisi. 1979'da olume yakin deneyim yasamis,
O zaman henuz 18 yasindaymis, Kan pihtilasmasindan dolayi ayagi7 ayri yerdern kirilmis, ve ana damarlaradan vucuduna kan gitmesi engellenmism vucudu oksijensiz kalmis..

Doktorlar onun oleceginden eminmis,Olmus de, ama sonra hikayeyi anlatmak icin geri donmus.

“Ilk farkettigim dunyanun degisitiyiydi diyor Jeanette, . “isik daha yumsak fakat daha belirgindi, birden bire tum acilar kesildi, Tum gorebildigim bedenimin gogus kismimdan asagisi idi. Sonra saatin aksam 9 oldugunu farkettim diyor.

“Daga sonra kendmibakar buldum tavandan sadece bir kac metre uzakta idi. Daha sonra hatirlagim artk sokak lambalarindaki tozlari temizlemelerinin zamanin geldigi idi"

Daha sonra kogus da bir gezintiye ciktim. hemsirlerin bulundugu koordora gittim, ne yaptiklarina bakmak icin.

Bir tanesi bloknota bir seyler yaziyordu.


Daha sonra Jeanette baska bir yolculuga basladi, bir cok kisinin daha onceden bellirtigi yolculuga. Uzun, karanlik uzeri isikla kapli bir tunele cekildim, her sey hayelmeyel , bu tunel turbuson gibi.

“Tum istedigim, asagidaki guzel isiklara ulasmakti. Umutsuzca orada olmak istiyordum.Daha sonra biri bana seslendigini duydum, hadi sapsal seni aptal, inek, Daha senin zamanin gelmedi

“Daha sonra vucuduma dondum, halen her sey dumanli, sonra gozum saate takildi ve saat aksam 9:20 idi . Bir kac gun sonra kendime geldigimde etrafimin bir cok cihazala cevrili oldugunu gordum, ve kendimi kotu hissetim, Bir sure sonra o duydugun sesin ben 3 yasindayken olen anneannem oldugunu anladim..
-özqe- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-06-2011, 15:30   #2 (permalink)
 
-özqe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart Cevap: - öLüme yakın deneyimLer . .

Dannion Brinkley'nin Ölüme Yakın Deneyimi


1975 yılında, Dannion Brinkley gökgürültülü bir fırtına esnasında telefonda konuşuyordu. Telefon kablosuna düşen bir yıldırım başına ve vücudunun diğer kısımlarına binlerce voltluk elektrik gönderir. Kalbi durur ve ölür, fakat işin aslında, bir NDE yaşamıştır. Brinkley morgda 28 dakika sonra yeniden canlandığında, anlatacağı müthiş bir hikayesi vardı. Aşağıdakiler Paul Perry ile yazdığı kitabı Saved By the Light'tan alınmıştır.
Sonrasında duyduğum ilk ses bir yük trenine benzeyen bir sesin kulağıma ışık hızıyla gelmesiydi. Elektrik şokları bütün vücudumdan aktı ve her hücremi pil asitinin içinde eridiğini hissettim. Ayakkabımın çivileri yerdeki çivilere yapışmıştı dolayısıyla havaya fırladığımda ayaklarım ayakkabılarımdan çıktı. Gözümün önünde tavanı gördüm ve yatağımın üzerine düşerken bir dakika için nasıl bir gücün bu kadar acıya sebep olabileceğini ve beni bu şekilde tutabileceğini tahmin edemedim. Bir saniyenin bile yarısı kadar olan bir süre bir saat gibiydi.
Korkunç bir acıdan sonra kendimi huzur ve sakinlik verici bir denge hissiyatında buldum. Daha önce hiç bilmediğim ve şu ana kadar da hiç hissetmediğim bir histi. Sanki çok güzel bir sakinlik içinde banyo yapmak gibiydi. Ne olmuş olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu, ama bu kadar huzur içinde olmama rağmen nerede olduğumu bilmek istiyordum.
Etrafıma bakmaya başladım, havada dönüyordum. Aşağımda yatağın üzerine fırlatılmış vücudum vardı. Ayakkabılarım tütüyordu ve telefon ellerimde erimişti. Sandy’nin odaya koştuğunu görüyordum. Yatağın yanında durup bana korkunç bir ifadeyle bakıyordu, tıpkı bir ebeveynin çocuğunu yüzme havuzunda ters dönmüş bir şekilde yattığını gördüğündeki ifade gibiydi.
Tommy 10 dakikadan az bir süre içerisinde geldi. Ters bir şeyler olduğunu biliyordu çünkü patlamayı telefondan duymuştu. Tommy'nin beni tutmasını ve ambulans geciktiği için küfürler ettiğini izledim..Siren sesleri duyulmaya başlamıştı. Sağlık görevlileri beni sedyeye koyup ambulansa götürürlerken üçünün tepesinde uçuşuyordum, Sandy, Tommy ve kendim.
Havalandığım yerden, herkesten 5 metre kadar yükseklikte, yüzüme düşen yağmuru ve ambulans ekibinin arkalarının ıslandığını görebiliyordum. Gördüğüm perspektif bir televizyon ekranı gibiydi. Öfke ve acı duymadan, sedyedeki kişinin titreyip, seğirip, sıçradığını seyrettim. Ölü bedenimden ambulansın önüne doğru baktım. Bir tünelin oluştuğunu gördüm, bir hortumun gözü gibi açılıyor ve bana doğru geliyordu. Ben hiç kımıldamadım, tünel bana doğru geldi.
Çan sesleri vardı tünel bana doğru ve sonra da etrafımda spiral çizerken. Hemen sonrasında görülen hiçbirşey yoktu. Ne ağlayan Sandy, ne ambulans ekibinin ölü bedenime kalp masajı yapması, ne hastaneyle telsizden yapılan çaresiz konuşmalar.. sadece bir tünelin beni bütünüyle sarışı ve yedi çanın ardı ardına ritmik bir şekilde çalan güçlü güzel sesleri..
Karanlığa doğru baktım. Yukarıda bir ışık vardı ve ona doğru elimden geldiği kadar hızlı hareket etmeye başladım. Bacaklarımı kıpırdatmadan ışık hızıyla hareket ediyordum. İlerledikçe ışık daha da parlaklaşıyordu ta ki bütün karanlığı yok edecek ve beni tamamiyle gözalıcı bir ışık cennetinde bırakana kadar. Bu gördüğüm en parlak ışıktı, ve buna rağmen gözlerimi birazcık bile acıtmıyordu. Bu ışık, karanlık bir odadan güneşli bir odaya geçildiğinde hissedilen acının tam tersine, gözlerimi rahatlatıyordu.
Sağıma doğru baktım ve sisin arasından gümüş bir formun bir siluet şeklinde görünmeye başladığını fark ettim. Yaklaştıkça sevgi kelimesinin bütün anlamlarını içeren derin bir sevgi hissetmeye başladım. Sanki sevgilim, annem ve en yakın arkadaşımın binlerce kat fazlası gibiydi. Işık varlık yakınıma geldikçe, bu sevgi hissiyatı o kadar yoğunlaştı ki dayanamayacak kadar zevk vericiydi.
Işık varlık tam önümde durdu. Onun özüne doğru baktığımda, renk prizmaları, sanki her birinden gökkuşağının renklerini yayan binlerce minik pırlantadan oluşmuş gibiydi.
Onun varlığında kendimi çok rahat hissettim, varlığındaki samimiyet sanki hissettiğim bütün duyguları hissettiğine inanmamı sağladı. Aldığım ilk nefesten yıldırım çarpmasıyla cızırdayana kadar.. Bu varlığa bakarken kimsenin beni ondan daha fazla sevemeyeceğini, ve kimsenin bana karşı ondan daha fazla empati, sempati, cesaretlendirme, yargısızlık ve merhamet duyamayacağını hissediyordum.
Işık varlık beni içine çekti ve bunu yaptığında bütün hayatımı yeniden deneyimledim, bütün başıma gelenleri hissettim ve gördüm. Sanki bir su baskını olmuş ve beynimde kayıtlı olan bütün hatıralar dışarı taşmış gibiydi.
Hayatımı gözden geçirmeyi bitirdikten sonra bir noktaya gelmiştim, az önce tanık olduğum şeylere baktığımda tek bir sonuç çıkıyordu. Utanmıştım. Farkına vardım ki çok bencil bir hayatım olmuş, insanlara çok ender yardım etmişim. Kardeşlik sevgisiyle neredeyse hiç gülümsememiştim ve kimseye kötü durumda olduğu için 1 Dollar ( Burada tercümenin düzeltilmesi gerekiyor) vermemiştim. Hayatım kendim ve sadece kendim içindi. İnsanlara hiç önem vermemiştim.
Işık varlığa baktım ve çok derin bir üzüntü ve utanç hissettim. Bir azarlama, ruhumun kozmik bir şekilde sallanmasını bekledim. Bütün hayatımı gözden geçirdim ve gördüğüm gerçekten değersin bir insandı. Bir azarlama değil de ne hak ediyordum?
Kim olduğun Tanrının yaptığı bir farklılıktır.... Dedi varlık...Ve o fark sevgidir...
Aslında hiçbir konuşma olmuyordu, ve bu düşünce bana telepatik ( farklı bir telepati yoluyla )bir şekilde iletiliyordu. Bugüne kadar bu kelimenin manasının ne olduğundan emin değildim. Fakat söylenilen buydu.
Tekrardan bir gözden geçirme süresi yaşatıldı. İnsanlara ne kadar sevgi vermiştim? Onlardan ne kadar sevgi almıştım? Ve biraz önce gördüklerime bakılırsa, yaptığım her iyi olaya karşılık neredeyse 20 kötü olay yaratmıştım. Eğer suçluluk şişmanlık olsaydı, 230 kilo gelirdim.
Işık varlık uzaklaştığında, suçluluğun getirdiği ağırlık üzerimden kalktı. Gördüklerimde acıyı ve ıstırabı hissetmiştim fakat tüm bunlardan hayatımı değiştirebilecek bilgiyi öğrenmiştim. Varlığın mesajını başımın içinde telepati şeklinde duyabiliyordum:
İnsanlar dünya üzerinde iyilik yaratmak için varolan güçlü spiritüel varlıklardır. Bu iyilik, genellikle cesur hareketlerle gerçekleştirilmez, insanlar arasındaki şevkatli tekil haraketlerle varolur. Önemli olan o küçük şeylerdir, küçük davranışlardır, çünkü kendiliğinden gelişen heraketler onlardır ve insanın gerçek kişiliğini gösterir...
Çok mutlu olmuştum. Artık insanlığı geliştirecek basit sırrı biliyordum. Hayatınızın sonunda hissettiğiniz sevgi ve iyi hisler yaşarken verdiğiniz sevgi ve iyi hislere eşit. Bu kadar basitti.
...Artık bu sırra sahip olduğum için hayatım daha iyi olucak... dedim Işık varlığa.
O sırada fark ettim ki geri gitmiyordum. Artık yaşayacak bir hayatım kalmamıştı. Üzerime yıldırım düşmüştü. Ölmüştüm.
Kanatsız kuşlar gibi, katedrallerle dolu bir şehre sürüklendik. Katedraller içeriden parlayan bir ışıkla dolu kristalden yapılmış gibiydiler. Korkmuştum. Bu yerin havada titreşen bir gücü vardı.. Bir öğrenme yerinde olduğumu biliyordum. Hayatımı yeniden gözden geçirmek için veya değerinin ne olduğunu anlamak için değil, bilgilendirilmek için oradaydım.
Yapıya girdiğimde, Işık Varlık artık benimle değildi. Onu görebilmek için etrafıma bakındım ve kimseyi göremedim. Odada sıralar hizalanmıştı, ve yayılan ışık her şeyin parlamasını ve sevgi gibi hissedilmesini sağlıyordu...
Hemen sonra, podyumun arkasındaki boşluk Işık varlıklarla doldu. Benim de oturmakta olduğum sıralara doğru bakıyorlardı, ve onlardan şevkatli ve bilge bir ışık saçılıyordu.
Sırada oturdum ve bekledim. Daha sonra olan şey ruhsal yolculuğumun en muhteşem kısmıydı.
Podyumun arkasında dururlarken varlıkları sayabiliyordum. Onüç tanelerdi, omuz omuza yan yana duruyorlardı ve sahneye yayılıyorlardı... Onlar hakkındaki diğer şeylerin de telepatik bir yolla farkındaydım. Her biri insanoğlunun sahip olduğu değişik duygusal ve psikolojik özellikleri temsil ediyorlardı. Mesela, varlıklardan biri kuvvetli ve tutkuluyken bir diğer artistik ve duygusaldı. Biri cesur ve enerjikti, biri sahiplenici ve sadıktı. İnsan terimlerine göre, her biri zodyağın bir burcunu simgeliyordu.
Spiritüel terimlere göre, bu varlıklar burçları da geçiyordu. Bu duyguları benim hissedebileceğim bir yoğunlukta çıkartıyorlardı.
Şu anda artık bu yerin bir öğrenme yeri olduğunu biliyordum. Burada bilgi içinde demlenip, daha önce hiç eğitilmediğim gibi eğitilmiştim. Kitaplar yoktu, ezberleme yoktu. Bu ışık varlıklarının huzurunda, bilginin kendisi olmuştum ve bilinmesi gereken her şeyi biliyordum. Her türlü soruyu sorabilir ve cevabını bilebilirdim. Sanki bilgi okyanusunda bir su damlası veya ışığın bildiği her şeyi bilen bir ışın olmak gibiydi.
Varlıklar bana birer birer geldiler. Her biri yaklaştığında, göğüslerinden video kaseti büyüklüğünde bir kutu çıkıyor ve tam suratıma yakınlaşıyordu.
Bu ilk olduğunda, bana vuracağını düşünerek ürpererek geri çekildim, ama vuruştan hemen önce, kutu açıldı ve dünyada olacak olan bir olayın küçük bir televizyon resmi gibi bir şeye dönüştü. Seyrederken, resme doğru çekildiğimi hissettim ve sonra da olayı sanki içindeymişim gibi canlı olarak yaşadım. Bu oniki kere oldu ve oniki kez gelecekte dünyayı sarsacak olayların ortasında durdum.
O sırada bunların gelecekte olacak olaylar olduğunu bilmiyordum. Tek bildiğim çok mühim olayları gördüğümdü ve bunlar sanki bana gece haberleri gibi geliyordu, yalnız bir tek farkla; ekrana doğru çekiliyordum.
Dannion'e daha sonra kehanet niteliğindeki vizyonlar gösterilmiş ve 28 dakika sonra morgdaki bedenine geri döndürülmüştü.
-özqe- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-06-2011, 15:32   #3 (permalink)
 
-özqe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart Cevap: - öLüme yakın deneyimLer . .

Ölüme Yakın Deneyimler
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Ölüme Yakın Deneyimler (ÖYD ya da NDE - Near Death Experience) tıbbi anlamda kalbi durup daha sonra tekrar hayata dönen insanların geçirdiği tecrübelere verilen isimdir.
Ölüme yakın deneyimler, özellikle insanoğlunun "ölümden sonraki hayat" konusuna karşı duyduğu merak sebebiyle ilgi çekici olaylar olmuştur. Gerçek deneyimlerle spekülasyon ve şehir efsaneleri çoğu yerde birbirine karışmış olmakla beraber, gelişen tıp ve teknolojinin de yardımı ile konu üzerinde bilimsel araştırmalar da yapılmaktadır. Dr. Raymond Moody ve Dr. Kenneth Ring, ölüme yakın deneyimler alanında çalışmış önemli isimler olarak görülür. Ayrıca International Association for Near-Death Studies (IANDS, Uluslararası yakın ölüm çalışmaları topluluğu) isimli bir örgüt, bu deneyimi yaşamış insanları bir araya getirmek ve bilimsel araştırmaları destekleyici güvenilir bilgiler bulmak gibi bir misyon ile gerçekleşmiş olaylar üzerinde araştırmalar yapmaktadır.

Bazı Bilinen Deneyimler

17 Eylül 1975'te Dannion Brinkley'in yaşadığı deneyim meşhurdur. Kendisi telefonla konuşurken, düşen bir şimşeğin telefon kablosundan geçerek kulağından tüm bedenine ve sonra ayağına kadar inmesi sırasında kalbi durmuştur. Kalbi durduktan sonra hastaneye kaldırılan Brinkley kurtarılamamış ve morga kaldırılmıştır. Morgda bir anda hayata dönen Brinkley klinik olarak tam 28 dakika ölü kalmıştır.
Dannion, "Saved by the Light" (Işık Tarafından Kurtarıldı) isimli kitabında kendisi yaşadığı deneyimi anlatmış, Hollywood tarafından yaşadığı deneyim "Saved by the Light" ismiyle sinemaya uyarlanmıştır. Kendisi birçok yerde konferanslar düzenlemekte ve insanlara ölümün bir son olmadığını ve ölümden korkulmaması gerektiğini anlatmaktadır.
20 Mayıs 2009'da Batman'da 54 yaşındaki Hasan Altun’un kalbi hastanede 25 dakika süreyle durdu. Doktorların bildirmesiyle hastanedeki yakınları gözyaşlarını tutamadı. Aradan geçen 25 dakika içinde takılan geçici pille Altun yeniden yaşama döndürüldü. Doktor Tuncer Toklu, “Hastanın tıkalı damarı için anjiyo yaptıktan sonra, birden cihazın şeridi düz oldu. Şoklarda kendine gelmeyince, kalbine geçici pil takarak çalıştırıldı. Tüm doktorlarımız seferber olmuştu. Hasta yakınlarına öldü haberini verdikten sonra mucize bir şekilde hasta nefes alıp-vermeye başladı” dedi. Hastanede 25 dakika kadar kalbi durduktan sonra yeniden yaşama dönen Hasan Altun, hiç bir şey hatırlamadığını söyledi. Altun, kendisine müdahale edildiği ana kadar bilincinin açık olduğunu, daha sonrasını ise hatırlamadığını belirtti. Kendine gelir gelmez başındaki doktordan sigara istediğini söyleyen Altun,
"Kendimden geçtikten sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde başımda bekleyen doktordan sigara istedim. Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi. Doktorun önerisini uygulayıp, bundan sonra sigara içmeyeceğim."
dedi.
Elizabeth Taylor geçirdiği bir ameliyat sırasında tıbbi anlamda 5 dakika ölü kalmıştır. CNN'de yayınlanan Larry King Live isimli programda kendisi yaşadıklarını şöyle anlatmıştır:
"Michael Todd'un (uçak kazasında kaybettiği 3. eşi) ruhuyla karşılaştım. Ben de onunla burada kalmak istediğimi söyledim, fakat o bana dünyaya geri dönmem gerektiğini ve daha vaktimin gelmediğini söyledi. Onun aşkı ve sevgisi beni tekrar yaşama döndürdü."
-özqe- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-06-2011, 15:33   #4 (permalink)
 
-özqe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart Cevap: - öLüme yakın deneyimLer . .

NDE - Beden Dışı Deney


NDE Nedir?

Hayatta kalma olayına iki açıdan yaklaşabiliriz. Herhangi bir ölümden sonra yaşam modeli, ille de ölülerle, yaşayanlar arasında olası bir ilişkiyi gerektirmez. Tartışmalar sonucunda, yaşam sonrasında bir kavrama ulaşabilmek eninde sonunda ruhsal bir sonuçtur ama aynı anda inanca da ulaşılmış olduğu için “inancın kanıtı olmaz” kuralı geçerli olur. O zaman uygun olan yöntem ikincisidir yani önemli olan değer his ya da duygudur. Hele bir de his ya da hisler saf olarak yani etkilenmeden kullanılabiliyorsa sonuç daha tatminkar olabilir.

Örneğin “Beden Dışı Deney- NDE” olayı sık yaşanmasa da telkin yönünden etkindir. Ölüm Deneyi yaşayanlar otoritelere karşı sorumludurlar yani doktorlar veya hemşireler tarafından soruşturulurlar. Ruhlarının bedenlerini terk ettiğini anlattıklarında, ölümcül yatak imajinasyonları ya da psikolojik arşetiplerle karşılaşmış oldukları cevabını alırlar. Ama tüm kuşkulu sorgular ve yaklaşımlar yine de NDE’nin önemini azaltmaz fakat yine de kuşkulu olmayı kendimize telkin eder ve bunu doğru kabul ederiz. Oysa, ölüm sonrası ile ilgili önemli kanıt biçimi veya arayış, ölülerle ya da ruhlarla ilişki kurmanın çok ötesinde önem taşıyan NDE’dir.

Conneticut Üniversitesi’nde psikoloji profösörü olan Kenneth Ring’e göre ölümden
dönen insanlar duygularını daha net ifade ediyorlar;”Ölüm ötesi hayat dolu ve renkler çok canlı. Güzel ve doğaüstü bir müzik her zaman
duyuluyor. Doğuştan kör olan insanlar bile orada görüyorlar.” diyorlar.


Kesin birşey var; çok koyu ve tutucu dini inançlar konu dışı etkenler nedeniyle artık şeffaflaştı. Bu etkenler ölüm deneyi yaşayan insanları (NDE’ler) içermekte.

Artık insanlar semavi mutluluğu içeren vizyonlardan söz etmekteler. Öteki dünya deneyimleri tartışmasının başlıca sonuçlarından birisi, ölüm sonrası yolculuktaki değişikliklerdir. NDE’leri yaşayan insanlar bunları iddia etmekteler. Böyle bir durumu yaşayan bir kişi şunları anlatmakta; “Ömrünüzdeki en güzel bin olayı alın bunları milyonla çarpın, ancak o zaman o hisse yaklaşabilirsiniz.”

Hawaii’li 59 yaşındaki bir orkide yetiştiricisi 14 yaşında ölüm deneyimi yaşamış; “ Bütün
yaptığınız kötü şöylerin etkisini kendiniz hissetmiş gibi yaşıyorsunuz. Şunu düşünün,başkalarına yapmış olduğunuzu kendinize yapmış oluyorsunuz”. Yani önemli olan birinin ruhunuzu yargılaması değil, ruhun kendi kendini yargılaması.

Bir diğeri konuya biraz daha değişik bir açıdan bakıyor; “Vasat insan belki de bedeni ve dünyadaki insanları terketmenin ne anlama geleceğini düşünmüyor. İnanç sahibi olmak ve ruhun baki kalmasını hayal etmek çok zor. İnsanlar vücutları olmadan nasıl kendileri olacaklarını düşünüyorlar. Fiziksel vücut fikrinden vazgeçmeliler ve yıldız biçiminde, ruhsal, zihinsel bir yaşam fikrini kabul etmeliler.”
Ölüm deneyimini yaşamış olan Ron Hubbard bunu şöyle açıklıyor; “1930 yılında bir ameliyat sırasında ölmüş, vücudumdan çıkmış ve karşı sokağın üzerinde duruyordum. Kendime acıdığımı hissettim ve bana bunu yapamazlar diye düşündüm. Geri dönmeye karar verdim. Vücuda kafa içindeki mekanizmalar aracılığıyla sıkıca sarıldım ve kalp atışlarını tekrar canlandırmayı başardım.”

Genç bir kadın hissettiklerini şöyle anlatıyor; “Ölmüş olduğumu düşündüm. Öldüğüme üzülmedim ama nereye gideceğimi de bilmiyordum. Düşüncelerim tıpkı yaşadığım zamanki gibiydi. Olayı kavrayamıyordum. Nereye gidecektim, ne yapacaktım? Sonra durdum ve ‘Allahım, ben öldüm!’ dedim. Buna inanamıyordum. Ölüm daima başkalarının başına gelecek şeydi. Heyecan geçince herşeye karar verecektim. Cesedim götürüldükten sonra nereye gitmem gerektiğini anlamaya çalışacaktım”

Öldükten sonra ortaya çıkan ışık konusunda ise başka bir deneyim şöyle; “Ölmek üzere olduğumu biliyordum. Bu konuda yapabileceğim bir şey yoktu. Çünkü kimse beni duyamazdı. Bedenimden çıkmıştım, fiziki bedenimin ameliyat masasında yattığını gördüm. Ruhum dışarı çıkmıştı. İlk başta bu beni korkuttu. Ama sonra parlak bir ışık belirdi. Bu bana bir sıcaklık duygusu veriyordu. Işık beyazdı ama görmemi etkilemiyordu. Ameliyat masasını, doktorları, kendimi rahatça görebiliyordum. Ne olacağından pek emin değildim. Sonra bu ışık ölmeye hazır olup olmadığımı sordu. Işık benimle konuşmaya başlar başlamaz kendimi çok iyi hissettiğimi hatırlıyorum. Güvendeydim ve seviliyordum. Sanırım ışık benim ölüme hazır olmadığımı anlamıştı.”

Hasta John komada gördüğü şifa Tapınağının siyah ve beyaz renkleri hariç tüm renklerin hakim olduğunu söylüyordu. Bir koruyucu yanına gelip “Tedavi görmek için geldin öyle değil mi?” demişti. Daha sonra bu renkler John’un etrafında dönmeye başlamış, çevresindeki renk ve enerji dalgaları John’un tüm acı ve ağrılarını götürmüş. John oradan ayrılmadan önce koruyucusu kendisini nasıl iyileştireceğini öğrenmesi gerektiğini söylemiş.

-özqe- isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz.


Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın. TeAdor Atasözleri ve Deyimler 0 16-06-2011 12:31
Tanrının Varlığı ve Dinsel Deneyimler Homeros Felsefe 0 09-06-2011 23:34
Köpekten kaçarken ölüme yakalandı URΛS Güncel Haberler 1 07-06-2011 17:36
Bronşit çocukları ölüme götürebiliyor İKRA Annelik ve Aile 0 11-05-2011 15:31
Telefonla ölüme çağrıldı URΛS Güncel Haberler 0 01-05-2011 19:03


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:05.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

ultra hd izle - Rüya Tabirleri

Forum Sitemizde,5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125.Maddesine Göre Bütün Üyelerimiz Yaptıkları Paylaşımlardan Sorumludur.Site Hakkında Yapılacak Tüm Şikayet,öneri vb işlemler için İletişim Adresimizden Bize ulaşabilirsiniz.

"Tapımızda (Yolumuzda) Riyazat yok; Burada hep Lütuf var, Bağış var. Hep Sevgi, Hep Gönül Alış, Hep aşk hep Huzur var Burada."
''Mevlana''