Formistan Forumları  
Geri Git   Formistan Forumları > Kültür,Sanat ve İnsan > Hobi ve Uğraşlar > Halk Oyunları

fransanın yöresel kıyafetleri nelerdir?söyler misiniz?

Halk Oyunları forumunda yer alan fransanın yöresel kıyafetleri nelerdir?söyler misiniz? konusu , fransanın yöresel kıyafetleri nelerdir?söyler misiniz? Fransız Giyim Tarzı 15.yüzyılda erkeklerin gardrobuna yeni bir giysi eklendi. Bu bol kollu, omuzları ve göğsü oturtulmuş, geri kalan bölümleri dökümlü, manto gibi bir giysiydi. ...

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-02-2012, 22:42   #1 (permalink)
 
RAPAEL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart fransanın yöresel kıyafetleri nelerdir?söyler misiniz?



fransanın yöresel kıyafetleri nelerdir?söyler misiniz?

Fransız Giyim Tarzı



15.yüzyılda erkeklerin gardrobuna yeni bir giysi eklendi. Bu bol kollu,
omuzları ve göğsü oturtulmuş, geri kalan bölümleri dökümlü, manto gibi
bir giysiydi. Giyilen şapkalar türbana benziyor, yan tarafından uzun bir
eşarp sarkıtılıyordu. 1480′lerde "yırtmaç" modası çıktı. İçine giyilen görülsün diye,
ceketlerin kolları dirsekten bir yırtmaçla açılıyor, böylece o dönemde moda
olan işlemeli gömlekler ortaya çıkıyordu. Kadın modasında pek fazla değişiklik
olmadı. 15. yüzyılda en büyük değişim giderek çok acayip biçimler
alan saç modellerinde görüldü. Avrupa’da kilise kulesi gibi taranmış saçlara
bile rastlanıyordu.

Kabarık Yakalar ve Çemberli Jüponlar

Yırtmaç modası
16. yüzyılda iyice yaygınlaştı. Pabuçlarda bile yırtmaç görülmeye başlandı. Erkek
ceketleri nerdeyse yastık gibi doldurularak kaskatı bir duruma getiriliyordu. Uzun
çorap modası yerini, kabarık durması için içi doldurulmuş, kısa pantolonlara
bırakmıştı. Bunlarla gene uzun çorap giyiliyordu.

Ayakkabılar artık sivri burunlu değil,
parmakları rahat ettirecek biçimde, ördek gagası gibi genişti. Kraliçe I.
Elizabeth döneminin en belirgin modası boynun çevresinde giderek genişleyen ve
büyüyen yakalardı. 1850′lere gelindiğinde yakalar o denli büyümüştü ki, güzel
durması için tel geçirerek kolalamak gerekiyordu.

Kadın giysileri, 16. yüzyılda İspanyol
etekler moda oluncaya kadar pek değişmedi. Gitgide genişleyen tel çemberlerden
oluşan bir jüpon üzerine geniş bir etek giyiliyordu. Daha sonra
kadınlar, Fransız modası olan, belin iki yanına asılı yastık gibi
kabarıklıkların üzerine etek giymeye başladılar. 16. yüzyılın sonunda düşük yakalar
moda oldu. 1610′larda ise başın hemen arkasında, yelpaze gibi dik
duran yakalar ortaya çıktı.

17. yüzyıl boyunca moda her zamanki
gibi sürekli değişti. Genelde sadelik değil, işlemeler, volanlar, danteller, fiyonklar,
kurdeleler aranıyordu. Erkeklerde 1670′lerden sonra yelek ve ceketler moda oldu.
Her ikisi de dize kadar geliyordu ve yakasızdı. Ceketlerin kollan
düzdü. Devrik kol kapaklan vardı. Kol kapaklan, içindeki ipek gömleğin
görünmesi için iliklenmezdi.

1620′lerden sonra külot pantolon moda oldu. 1650-70
yılları arasında giyilen külot pantolonlar öyle boldu ki, neredeyse eteklik
sanılırdı. Daha sonra daralan bu pantolonların paçaları diz altından bir
düğme ya da toka ile iîiklenirdi. Çoraplar ipekli olduğu için
soğuk havalarda birkaç çifti üst üste giymek gerekirdi.

17. yüzyılın ilk
yarısında tüylü, geniş kenarlı bir şapkayla, geniş konçlu çizmeler erkek
giyimi için nerdeyse zorunluyken, yüzyılın sonuna doğru kenarları kıvrık küçük
şapkalar ve küt burunlu, tokalı ayakkabılar giyilmeye başlandı.

Kadın giysileri hâlâ
uzun ve geniş etekliydi. Ne var ki, çemberli jüponlar artık
giyilmiyordu. Omuzları dışarda bırakan ve kombinezon denen dantelli iç çamaşırlarını
kenarından gösterecek dekoltelikte giysiler giyiliyordu. Yüzyılın sonuna doğru çemberli jüponlar
yeniden moda oldu. Elbisenin üzerine önden açık bir kaftan giyilirdi.
Daha sonra bu kaftanın etekleri toplanarak arkaya bir kuyruk eklemek
moda oldu.

Yüzyılın başında küt burunları ve kocaman fiyonklarıyla erkek
ve kadın ayakkabıları birbirine benziyordu. 1650′den sonra burunlar sivrildi ve
topuklar yükseldi. Pek uzun boylu olmayan Fransız Kralı XIV. Louis,
topuklu pabuçlar giyerek erkekler için bu modanın öncülüğünü yaptı.

Erkekler
de, kadınlar da ellerini sıcak tutmak için manşon kullanırlardı. Yüzlerine
boyalarla makyaj yaparlar, solgun görünmek için siyah benler yapıştınrlardı.

Saten Giysiler

Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

* 1700′lerde Fransız
giyim eşyası. Kadınlar ilk önce bir iç gömleği (1) giyer,
onun üzerine balen li bir korse (2) takarlardı. Kalçanın iki
yanına konan küçük yastıkçıklar bir jüponun (4) üzerine geçirilmiş çemberdeki
yerlerine yerleştirilirdi. Bunun üzerine uzun bir jüpon (5) giyilirdi. Bu
jüponun önünde bazen kapitone bir parça olur ve giysinin (9)
önünden görünürdü. Giysi ile aynı kumaştan bir göğüslük (3) takılırdı.
Kollar fırfırlı ya da pilili olurdu. Gene kenarı fırfırlı bir
şapka , yüksek ökçeli ayakkabılar ve bir yelpaze (7)
ile giyim tamamlanırdı. Erkekler de süslenmekte kadınlardan geri kalmazdı, iç
çamaşırları (12) ketenden ya da pazenden olurdu. Bol kollu bir
gömlek (10), uzun çorap, dize kadar pantolon (13) giyerlerdi. Desenli,
uzun ve dar bir yeleğin (11) üzerine yakalı ve kol
kapakları süslü bir ceket (17) alınırdı. Çaprazlama takılan geniş bir
kuşak çarpıcı bir görünüm yaratırdı. Peruk (14) giyim kuşamın önemli
bir parçasıydı. Üç köşeli şapka kadar eldiven, baston (15) ve
uzun dilli ayakkabılar (16) da giyimin kusursuz olması için gerekliydi.

18. yüzyılın başında erkek giysileri pek değişikliğe uğramadı. Ceketler ve
yelekler hâlâ uzundu. Altına çorap ve külot pantolon giyiliyordu. 1750′den
sonra ceketlerin önü kısalmaya başladı. Öyle ki, sonunda arkada "kuyruktan
başka bir şey kalmadı. Bele kadar olan ceket önden sımsıkı
iîiklenirdi. Yüzyılın başında ceketlerin yakası yoktu, ama 1760′ tan sonra
yaka gitgide büyüyerek kulaklara kadar yükseldi.

Erkek takım giysilerinde kadife, ipekli
ya da saten kullanılır, renkler siyahtan açık maviye, büyük bir
çeşitlilik gösterirdi. Botlar ve eskiden kırsal kesimde giyilen tozluklar, yüzyılın
sonunda moda oldu. Erkekler omzu yarım pelerinli bol pardösüler giyer,
baston, manşon ve enfiye kutusu taşırlardı.

Giyimi tamamlayan peruktu. 1750′lere kadar
yaşlı erkekler uzun lüleli peruklar takarlardı. 1730′larda genç erkekler, arkasında
bir örgüsü olan daha derli toplu peruklar kullandılar. Bazen de
saçlarını arkada siyah bir torba içinde toplarlardı. Erkek eğer peruk
takmıyorsa, peruk gibi görünmesi için saçını pudralardı.

18. yüzyılda kadın giyimi
oldukça hızlı değişti. 1730′larda etek boyu bileğe yükseldi. Genellikle önden
açık olan eteğin içinden kapitone satenden bir jüpon görünürdü. Eteklerin
kubbe gibi durması için çember kullanılırdı. 1740′ların, kalçalarda kabarık, ön
ve arkada düz olan etek modası, kadınları dar yerlerden geçerken
yan yan yürümek zorunda bırakıyordu. 1770′lerin modasına göre, koskocaman bir
etek perde gibi iple toplanarak, üç yerinden sarkıtılırdı.

Kadın giysileri dekolteydi
ve arkadan şeritlerle sıkılırdı. Açık kare yakalar modaydı. Elbise üzerine
giyilen kaftanları çoğunlukla önü açık, kolsuz, arka parçaları ise zengin
dokumlu olurdu. Yüzyılın sonunda kadınlar bu ağır giysilerden rahatsız olmaya
başladılar. Hafif muslinden geniş kuşaklı giysiler yapılmaya başlandı. Ata binerken
ya da geziye gidecekleri zaman erkekler gibi giyindiler.

Kadın ayakkabıları saten
ya da brokardan yapılır, tokalar ve fiyonklarla süslenirdi.

Deniz merakı 18.
yüzyılda başladı. Yazar Fanny Burney, Kral III. George’un ve çevresindekilerin
fanilalar, korseler ve üzerinde "Tanrı Kralı Korusun" yazılı saç bantlarıyla
nasıl denize girdiklerini anlatır.

Amerika’daki kolonilerde giyilenler başlangıçta Avrupa’dakilerin kopyasıydı. Ne
var ki, yeni yerleşim yerleri ve yeni maceralar arayan ilk
öncüler daha sonra başlı başına bir moda yarattılar. Yerliler’den hayvan
derilerini sepilemeyi öğrendiler. Deriler, pamuk gibi yumuşak oluncaya kadar geriliyor,
ıslatılıyor ve hamur gibi yoğruluyordu. Yerliler, beyazlara ayrıca bu derilerden
pantolon ve mokasen benzeri şeylerin nasıl yapılacağını da öğrettiler. Bunların
hiçbiri Eskidünya’da bilinmiyordu. Böylece Amerika’nın koşullarından doğan yeni bir moda
ortaya çıktı.

Erkekler avlanırken baştan geçme bol bir gömlek giyerlerdi. Bu
gömlek önden bağcıklarla kavuşturulur, boyu dizlere kadar iner, üzerine bir
pelerin alınırdı. Pelerin ve gömleğin dikişleri deri püsküllerle süslü olurdu.
Bazen de kürk parçalan süs işini görürdü.

Bu giysiler rüzgâra ve
yağmura karşı iyi bir koruyucu olan güderiden yapılırdı. Avlanma giysileri
için geyik derisi de kullanılır; bunlardan nakışlı gömlekler yapılırdı.

Avcılar tilki,
ayı, sincap derilerinden kasketler ve kepler giyer, keplerin arkasına bir
tilki ya da kurt kuyruğu iliştirirlerdi.

Kadınların giydikleri erkeklerinki kadar süslü
değildi. El dokuması kaba kumaştan giysiler giyerlerdi. Bazen kentlerden dantel,
kurdele gibi şeyler gelirdi. Onü dantelli, bol etekli giysilerinin üzerine
bir şal alır, kötü havalarda bunu başlarına örterlerdi. Dayanıklı ayakkabılar
ya da mokasenler giyerlerdi. Yazın ise yalınayak gezmeyi yeğlerlerdi. Sadelikleri
saç biçimlerinde de kendini gösterir, saçlarını ya örer ya da
topuz yaparlardı. Takı, yelpaze, fiyonk türünden süs eşyaları kullanmazlardı.

Daha sonra
18. yüzyılda zenginler arasında dantelli gömlekler, kravatlar, desenli yelekler ve
rengârenk çoraplar moda oldu. Güneyli kadınların sahip oldukları brokarların ve
ipeklilerin değerine paha biçilmezdi. Erkeklerin giyimleri de kadınlannki kadar masraflıydı.
George Washington, son derece ağır kadife ve ipek takımlar giyerdi.
Benjamin Franklin ise parlak renkli giysilerden hoşlanırdı.

19. Yüzyıl

19. yüzyılın başlarında giyimlerine düşkün erkekler, daha önce pek gözde
olan ipekli ve saten kumaşlardan vazgeçerek güzel dikilmiş ve iyi
oturtulmuş giysilere önem vermeye başladılar. 1830′larda, tozluk ve ayak bileklerinin
üzerinde dar pantolonlar giyiliyordu. Sonradan, bugün de giyilen, klasik pantolon
ortaya çıktı.

Ceket renkleri mavi, yeşil ya da kahverengi iken, pantolonlar
çok daha açık renk, hatta beyaz oluyordu. Yüzyılın ortalarına doğru
siyah redingotlar giyilmeye başlandı. Oysa pantolonlar değişik renklerde ya da
ekose olabiliyordu. Pantolon ve ceketin aynı kumaştan yapıldığı takım giysiler
ancak 1860′tan sonra giyilmeye başlandı.

19. yüzyılın sonlarında erkekler
yakalık ve kravat takmaya başladılar. Bu gelenek zamanımızda da sürüyor.
Erkeklerin resmi çağrılarda giydikleri beyaz ceket ve beyaz papyon ya
da siyah smokin ve siyah frakla siyah papyon 1900′den beri
hemen hiç değişmedi.

Erkek modası zaman içinde gitgide daha az değişikliğe
uğrarken, son 150 yıl içinde kadın modası her yıl yenilendi.
19. yüzyılın başında kadınlar pamuklu ya da muslinden, beli yukarıda,
geceliği andırır giysiler giyiyorlardı. Sonraları altına,bir tanesi at kılından olmak
üzere, dört beş kat jüpon giyilerek eteklerin kabarık durması sağlandı.

1830′larda
bel eski yerine inerek, kollar omza doğru kabartıldı, bunun adı
"koyun budu" modasıydı. 1850′lerde jüpon giyilmesini gerektirmeyen telden bir kafes
kullanıldı. Giysilerin kolları dar ve uzun, yakalan dikti. Kraliçe Victoria
döneminin sona ermesiyle, sade, ayak bileğine kadar inen etekler giyilmeye
başlandı. Koyun budu kollar geri geldi.

Mantolar, şallar, pelerinler çok çeşitlilik
gösteriyordu. Büyük eteklerin üzerine manto giymek rahat olmadığından geniş şallar
ve pelerinler kullanılırdı. Günümüz etek ceketin ya da tayyörün ilk
biçimi 1860′larda ortaya çıkan "yürüyüş giysisi"ydi. ABD’de ve Avrupa’da kadın
hakları mücadelesinin yükseldiği bu yıllarda, kadın giysilerinin daha rahat olması
yolunda kampanyalar yürütüldü. Kadınlar spor yapmaya başladıktan sonra tenis ve
bisiklet için özel giysiler giymeye başladılar. Mayolar, düğmeli bir bluz
ve külot pantolondan oluşuyordu. Bazı cesur kadınlar kısa, şalvar türü
şortlarla bisiklete binmeye başladı.

19. yüzyılın muslin elbiseleri ile sivri burunlu,
topuksuz, ipekli kumaştan ayakkabılar giyilirdi. 1870′lerde kadifeden, düğmeli ve topuklu
botlar moda oldu. Kadınlar 1820′lerde belden kuşaklı bol paçalı pantolonlar
giymeye başladılar. Bundan 40 yıl sonra golf pantolon moda oldu.

RAPAEL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz.


Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Banyo yaparken şarkı söyler misiniz? -Mανι. Anketler 32 02-01-2013 11:01
Kendinize yalan söyler misiniz? -Asijulieт. Sanal Cafe 2 22-10-2011 22:41
Çankırı Yöresel Kıyafetleri яάнάт'δıż Şehir ve İlçelerimiz 0 28-06-2011 01:04
Van Yöresel Kıyafetleri яάнάт'δıż Şehir ve İlçelerimiz 0 28-06-2011 00:23
Muş Yöresel Kıyafetleri яάнάт'δıż Şehir ve İlçelerimiz 0 28-06-2011 00:05


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:32.




Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

Rüya Tabirleri

Forum Sitemizde,5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125.Maddesine Göre Bütün Üyelerimiz Yaptıkları Paylaşımlardan Sorumludur.Site Hakkında Yapılacak Tüm Şikayet,öneri vb işlemler için İletişim Adresimizden Bize ulaşabilirsiniz.

"Tapımızda (Yolumuzda) Riyazat yok; Burada hep Lütuf var, Bağış var. Hep Sevgi, Hep Gönül Alış, Hep aşk hep Huzur var Burada."
''Mevlana''